Kuzey Kore, dünya genelinde büyük bir etki yaratan radikal bir savunma politikasını devreye soktu. Bu karar, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürülmesi sonrasında, Kim Jong-un’un liderliğine yönelik potansiyel tehditlere karşı bir önlem olarak alındı. Mart ayında kabul edilen yeni nükleer politika düzenlemesine göre, Kuzey Kore lideri öldürülürse veya komuta zinciri işlevsiz hale gelirse, nükleer füzeler anında ve otomatik olarak ateşlenecek.
Uzmanlar, bu sert önlemin arkasında Hamaney’in Şubat ayında ABD ve İsrail’in düzenlediği bir operasyonla öldürülmesinin yarattığı güvenlik endişelerinin bulunduğunu belirtiyor. Kim Jong-un’un, benzer bir suikast ihtimaline karşı savunma sistemini güçlendirmek amacıyla, “komuta ve kontrol sisteminin tehdit altında olması” durumunu yasal bir misilleme mekanizması olarak kullandığı ifade ediliyor. Böylece, hükümetin varlığını nükleer caydırıcılık ile garanti altına almayı amaçlıyor.
Kuzey Kore, nükleer tehditlerle birlikte askeri gücünü artırma çabalarını sürdürüyor. Ülke, Güney Kore sınırına 60 kilometre menzile sahip yeni nesil 155 mm’lik kundağı motorlu obüsler konuşlandırmak üzere hazırlık yapıyor. Kim Jong-un, bu yeni silahların Seul’u doğrudan hedef alabilecek kapasitede olduğunu ve olası bir kara harekâtında stratejik avantaj sağlayacağını belirtiyor.
Ayrıca, Kuzey Kore, 70 yıldır anayasasında yer alan “barışçıl yeniden birleşme” hedefine son vererek tarihi bir değişikliğe gitti. Güney Kore’yi resmi olarak “baş düşman” ilan eden Pyongyang yönetimi, Kore Yarımadası’nı artık savaş halindeki iki ayrı devlet olarak tanımlıyor. Ülkede ideolojik katılık artırılırken, Ukrayna gibi çatışma bölgelerinde teslim olmayı reddeden askerlerin “kahraman” olarak nitelendirilmesi dikkat çekiyor.