Batı’nın Çin’e karşı Hindistan merkezli yeni ulaşım koridorunun maliyeti ve uygulanabilirliği sorgulanıyor

Hint-Pasifik Bölgesi’ni Orta Doğu ve Avrupa’ya bağlayacak çok uluslu bir demir yolu ve denizcilik projesi olarak tanıtılan Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’nun (IMEC) maliyeti ile kara ve deniz bölümlerinden oluşması nedeniyle uygulanabilirliği sorgulanıyor.

Washington ve Pekin arasında birçok alanda artan rekabet ve nüfuz mücadelesi gündemdeyken, Hindistan’ın ev sahipliğinde 18’incisi “Tek Dünya, Tek Aile, Tek Gelecek” ana temasıyla 9-10 Eylül’de düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nde dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin’i endişelendirecek bir adım atıldı.

Zirvede, ticaretin artırılmasına, enerji kaynaklarının sağlanmasına ve dijital bağlantının geliştirilmesine yardımcı olma hedefiyle Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’nun kurulmasına yönelik Hindistan, ABD, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fransa, Almanya, İtalya ve Avrupa Birliği (AB) arasında Mutabakat Zaptı (MoU) imzalandı.

Söz konusu zapta imza atan ülkeler, bağlayıcı bir finansal taahhütte bulunmazken, 2 ay içinde koridorun oluşturulmasına yönelik “eylem planı” hazırlamayı kabul etti.

Anlaşma zaptı, katılımcıların siyasi taahhütlerini ortaya koysa da uluslararası hukuk kapsamında herhangi bir hak veya yükümlülük oluşturmuyor, bu da imza atan ülkelerin buna zorunlu olarak bağlı olmadığı anlamına geliyor.

Enerji nakil altyapısını da içerecek Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’na ilişkin görüşmeler, ilgili ülkeler arasında aylardır devam ederken, söz konusu mutabakat zaptının imzalanmasıyla artık çalışmaların daha resmi bir zeminde devam etmesi bekleniyor.

Eski Baharat Yolu’na benzetiliyor

Koridor, limanlar ve demir yolu ağları ile yeşil hidrojen için boru hatları ve yeni yüksek performanslı veri bağlantılarını içerirken, analistler ABD’nin koridorun içinde yer almamasına rağmen G20 grubunda gelişmekte olan ülkeler için alternatif bir ortak ve yatırımcı olarak öne çıkarak Çin’in küresel altyapıya yönelik Kuşak ve Yol baskısına karşı koymaya çalıştığını belirtiyor.

Yeni koridorun verimliliği artırması, nakliye süresini ve yakıt maliyetlerini azaltması, yeni iş imkanları oluşturması ve transit güzergahlar aracılığıyla ticaret hacmini büyütmesi hedefleniyor.

Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’nun, Hindistan’ı Batı Asya/Orta Doğu’ya bağlayan Doğu koridoru ve Batı Asya/Orta Doğu’yu Avrupa’ya bağlayan Kuzey koridoru olmak üzere iki ayrı koridordan oluşması planlanıyor.

Eski Baharat Yolu’na benzetilen proje, Hindistan’ın Mumbai şehrinden başlayarak deniz yoluyla BAE’nin Dubai şehrindeki limana, oradan da demir yoluyla Al Gheweifat ilçesine ulaşıyor. Daha sonra Suudi Arabistan’ın Haradh ilçesinden ve Riyad şehrinden geçerek Ürdün’e, oradan da İsrail’in liman kenti Hayfa’ya uzanıyor. Hayfa’dan deniz yoluyla Yunanistan’ın Pire Limanı’na götürülecek ürünlerin buradan da kara yoluyla Avrupa’ya taşınması öngörülüyor.

Yeni koridorda yer alan ülkelerin liderleri umutlu

Çin’in ekonomik sorunlar nedeniyle 10 yıl önce başlattığı İpek Yolu Girişimi olarak da adlandırılan Kuşak Yol İnisiyatifi (BRI) projesine yönelik harcamaları kısmak zorunda kaldığı bir dönemde, Avrupa ve ABD’nin Hindistan’ı ön plana çıkartarak oldukça iddialı altyapı planıyla Çin’e karşı yeni ekonomik ve jeopolitik gücün sinyalini vererek atağa geçmesi dikkati çekiyor.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Yeni Delhi’deki G20 zirvesinin oturum aralarında projeyi sunarken “Bu tarihi bir şey” değerlendirmesinde bulundu. Von der Leyen, proje sonucunda şu anda G20’nin en güçlü büyümesine sahip ülkesi olan Avrupa ile Hindistan arasındaki ticaretin yüzde 40 hızlanacağından bahsetti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, gemi ve tren projesine övgüde bulunarak, ülkesinin merkezinde yer alacağı “yıllardır süren bir hayalin gerçeğe dönüştüğünden” bahsetti. Projenin “Orta Doğu ve İsrail’in çehresini değiştireceği ve dünya çapında etki yaratacağını” savundu.

Netanyahu, “İsrailli vatandaşlara, İsrail’in bu ekonomik koridorda önemli bir kavşak olacağına dair müjdeyi vermekten memnuniyet duyuyorum.” ifadesini kullandı.

ABD’nin, bu projeye katılmak için İsrail’le birkaç ay önce temas kurduğunu ve o tarihten bu yana bu atılımın gerçekleşmesi için yoğun diplomatik temasların gerçekleştiğini belirten Netanyahu, bu projenin Orta Doğu’nun çehresini yeniden şekillendireceğini vurguladı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ise söz konusu ekonomi projesinin demir yolu ağları ve altyapının gelişmesine katkı sağlayacağını, uzun vadede iş fırsatları sunacağını ifade etti.

Bin Selman, oluşturulacak ekonomi koridorunun Hindistan, Orta Doğu ve Avrupa arasındaki ticareti artıracağını, elektrik ve hidrojen ihracatı için boru ve nakil hatlarının genişletilmesine katkı sunacağını kaydetti.

Washington, projenin Çin’in İpek Yolu Girişimi ile doğrudan rekabet halinde olduğunu reddediyor

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’a göre ABD, projede “etkili Amerikan liderliğinin” bir işareti olarak “geniş kapsamlı yatırımlar” vizyonuyla ve diğer ulusları ortak olarak kabul etme isteğiyle yer aldı.

ABD’ye göre, proje aynı zamanda Orta Doğu’daki ülkeleri bir araya getirme ve bölgeyi “zorlukların, çatışmaların veya krizlerin kaynağı” olmaktan ziyade ekonomik bir merkez haline dönüştürme amacı taşıyor.

Washington, Hindistan’ı ön planda tutan söz konusu projenin, Çin’in dünya çapında altyapı projelerini finanse ettiği İpek Yolu Girişimi ile doğrudan rekabet halinde olduğunu reddediyor. Ancak analistler ve diğer ülkelerden diplomatlar projede açıkça Çin’in adımlarına verilecek yanıttan bahsediyor.

ABD ve ortaklarının hedefinde iki kıtayı ticaret merkezleriyle birbiriyle bağlamak, temiz enerjiyi geliştirmek ve ihracatı kolaylaştırmak bulunuyor.

Ayrıca, G20 zirvesinde kararlaştırılan Dünya Bankası gibi çok taraflı kalkınma bankalarını güçlendirme reformları da Çin’in dünyadaki etkisini zayıflatmayı amaçlıyor.

Maliyetler belirsizliğini koruyor

Orta Doğu’da demir yolu hatlarının döşenmesi ve daha sonra bunların liman yoluyla Hindistan’a bağlanmasıyla ilgili projenin finansmanı veya zaman çizelgesi hakkında herhangi bir ayrıntı verilmemesi dikkati çekiyor.

İlgili ülkeler, projenin tam olarak ne kadara mal olması gerektiği ve ne zaman tamamlanması planlandığı konusun da açıklama da bulunmadı. Ancak gelecek iki ay içinde daha fazla ayrıntı üzerinde anlaşmaya varılması planlanıyor.

Öncelikle somut yatırımların ortaya konulması ve ülkeler arasındaki mevcut altyapının bağlantı için ne derecede yeterli olduğunun incelenmesi gerekiyor.

Katılımcı ülkelerin elektrik ve dijital ağlarına yönelik kabloların yeni demir yolu hattının yanına döşenmesi planlanıyor. Ayrıca yeni hatların temiz hidrojen ihracatına olanak sağlaması öngörülüyor.

Özellikle Hindistan’ın, ülkenin dev güneş enerjisi santralleri sayesinde hidrojen üretiminde büyük bir potansiyel taşıdığı belirtiliyor. Yeni Delhi hükümeti, hidrojen endüstrisini geliştirmek için 2 milyar dolarlık teşvik sağlamayı planlıyor ve Avrupa’yı merkezi hedef pazar olarak görüyor.

Ticaret koridoruna yönelik fonların bazılarının AB’nin Küresel Geçit girişiminden de gelmesi bekleniyor.

IMEC’de gerçek talebin ne olacağı belirsizliğini korurken, çeşitli düzenlemeler, vergilendirmeler, gümrük prosedürleri ile ilgili konuların da ele alınması ve uyumlaştırılması gerekiyor.

Koridorun aynı zamanda kara ve deniz bölümlerinden oluşması dikkati çekiyor. Söz konusu koridor, sadece kara ya da deniz yollarına göre daha zor olurken, Avrupa’ya geleneksel deniz ticaret yolu olan Süveyş Kanalı’ndan geçen rotanın da tamamen terk edilmeyeceği ve bir rakip olarak kalmaya devam edeceği belirtiliyor.

IMEC’e en yakın AB limanı olan Yunanistan’da hem dağlık coğrafya hem de finansman eksikliği nedeniyle demir yollarının yeterince gelişmediği ifade edilirken, IMEC için Suudi Arabistan ve BAE’de çölde demir yolu ağı inşa edilmesini gerekiyor. Bunun da projenin maliyetini önemli ölçüde artıracağı belirtiliyor.

Küresel ve bölgesel jeopolitik durumun da IMEC’in ilerlemesini zorlaştırması beklenirken, Körfez Bölgesi’yle yeni açılımlar peşinde koşan Çin ve Rusya’nın kendi konumlarını zayıflatacak altyapı projelerine karşı çıkacağı tahmin ediliyor.

Çin’in bölgedeki ekonomik hedeflerine meydan okuma olarak değerlendiriliyor

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 2013’te Kazakistan’a yaptığı ziyarette duyurduğu “Kuşak ve Yol Girişimi”, Çin’in “Marşal Planı” olarak adlandırılıyor.

Son 10 yılda 150’den fazla ülke ve uluslararası kuruluşun paydaşı haline geldiği girişim, dünya nüfusunun 3’te 2’sini kapsayan coğrafyada Pekin’in ticari gücünü artırmayı hedefliyor.

Demir ve kara yolunun yanı sıra deniz yolunu da kapsayan proje, Çin’i dünyaya bağlayan girişim olmasıyla dikkati çekiyor. Tahmini olarak 100’den fazla ülkede 2 bin 600’den fazla projeyi kapsadığı tahmin edilen bu koridor, 6 ana güzergahtan oluşuyor. Bu güzergahlardan birini de Türkiye’den başlayıp Çin’e kadar ulaşan ve “Orta Koridor” adı verilen proje oluşturuyor.

Bu güzergah, Türkiye’den demir yolu ve kara yolu bağlantılarıyla sırasıyla Gürcistan, Azerbaycan ve Hazar Denizi’ne, buradan da Hazar geçişi kullanılarak Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan güzergahını takip ederek Çin’e ulaşıyor.

Çin, on yıl önce başlattığı girişim ile bir trilyon dolardan fazla yatırım yaptı ve böylece küresel güneydeki ülkelerde siyasi nüfuzu güvence altına aldı. Ancak son yıllarda Batılı ülkelerin baskısı ve Çin’in borç tuzağına düşme endişesi nedeniyle yatırım yapılan ülkeler arasında Pekin’e karşı şüpheciliğin artması da dikkati çekiyor.

Bu nedenle IMEC projesi, Çin’in bölgedeki ekonomik hedeflerine meydan okuma olarak değerlendirilirken, koridorun Hindistan’ı Güney Doğu Asya’dan Körfez’e, Batı Asya’ya ve Avrupa’ya uzanan ticaret akışı rotası üzerinde sağlam bir şekilde konumlandırması bekleniyor.

Koridorun, Hindistan’da önemli stratejik ve ekonomik avantaj sağlamasının yanı sıra Asya’da Çin’e karşı büyük fırsatlar sunacağı belirtiliyor.

Suudi Arabistan ve BAE, gelecekte ekonomik açıdan daha iyi bir konuma gelmelerine yardımcı bir adım olarak görüyor

ABD ve AB’nin, Çin’in Asya’daki ekonomik gücüne karşı Hindistan’ı Orta Doğu ve Akdeniz’e bağlayacak yeni bir gemi ve demir yolu koridorunun geliştirilmesine destek vermesi dikkati çekiyor.

Analistler, ABD için Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’nu, Washington’un Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi geleneksel Arap ortaklarının Çin, Hindistan ve diğer Asyalı güçlerle ilişkilerini derinleştirdiği bir dönemde Pekin’in bölgede artan etkisine karşı bir önlem olarak değerlendiriyor.

Planlanan koridorun İsrail’den geçeceğini belirten analistler, Biden yönetiminin İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasında son dönemde normalleşen ilişkileri geliştirme çabalarını destekleyebileceğine, Suudi Arabistan’ı da Tel-Aviv ile ilişkileri geliştirmeye zorlayabileceğine işaret ediyor.

Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru, ABD’nin küresel bağlantı yollarını kendisine ve müttefiklerine fayda sağlayacak şekilde yeniden şekillendirmek amacıyla desteklediği ilk büyük proje değil. Washington, Afrika kıtasında ulaşım bağlantılarını geliştirecek olan Trans-Afrika Koridoru’nu da destekliyor.

ABD, IMEC’i, Çin’in BRI projesine karşı G7’de altyapı projelerini finanse etme girişimi olarak 2021’de açıklanan ve ABD Başkanı Biden’in “Daha İyi Bir Dünyayı Yeniden İnşa Et” (Build Back Better World-B3W) olarak adlandırdığı, Küresel Altyapı Yatırım Ortaklığı’nın (PGII) bir parçası olarak görüyor. ABD’nin söz konusu IMEC’e katılma kararının Suudi Arabistan ve BAEnin BRICS üyeliğini benimseme yönündeki son hamlelerinin ardından gelmesi ise dikkati çekiyor.

Son zamanlarda Çin ile ilişkileri artıran Suudi Arabistan ve BAE, IMEC’i, Pekin’e karşıtı bir proje olarak değil, dış politikada ilerleme ve gelecekte ekonomik ve altyapı açısından daha iyi bir konuma gelmelerine yardımcı olacak bir adım olarak görüyor.

IMEC, aynı zamanda Riyad’ın “Vizyon 2030” gündeminin bir parçası olarak petrol sonrası ülkeye yeniden modelleme için izlediği yola da tam olarak uyuyor.

BAE için de IMEC, dış yatırım çekmek ve ülkenin küresel olarak jeopolitik ağırlığını artırmak için ülkeyi ve kaynaklarını daha geniş yatırımcılara açmakla ilgili. BAE, Hindistan ile yakın zamanda oldukça verimli bir Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması (CEPA) da imzaladı. IMEC’in de ikili ticaretin artmasına yardımcı olması bekleniyor.

AB’nin zengin Körfez ülkeleriyle ticari bağlarını derinleştirme çabalarını destekliyor

AB için ise söz konusu proje, Birliğin zengin Körfez ülkeleriyle ticaret ve yatırım bağlarını derinleştirme çabalarını destekleyecek. Proje ile Rusya-Ukrayna savaşı sürerken Avrupa için tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi planlanıyor.

Avrupa kamuoyu son dönemde Rusya’ya olan enerji bağımlılığının “enerji kriziyle” sonuçlanmasının ardından Çin’e olan ekonomik bağımlılığı da tartışıyordu.

AB, zaten 2022’de Çin’in Kuşak ve Yol girişimine alternatif olarak oluşturulan Küresel Geçit planına göre gelişmekte olan ülkelerin altyapı yatırımlarına 2027’ye kadar 300 milyar avroluk kaynak sağlayacağını duyurmuştu.

Hindistan Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne karşı çıkıyordu

Hindistan, Çin’deki Kaşgar’ı Pakistan yönetimi altındaki Keşmir üzerinden Pakistan’daki Gwadar limanına bağlayan Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nu da içerdiği için Kuşak ve Yol Girişimi’ne karşı çıkıyordu.

Hindistan uzun zamandır Pekin’in Hint-Pasifik bölgesindeki iddialı projelerine karşı koymanın bir yolu olarak yeni ticaret koridorları geliştirmenin yollarını arıyordu. Hindistan, Körfez ülkelerine petrol ve Hint diasporası ile bağımlı olurken, IMEC’in hayata geçirilmesi Orta Doğu ile uzun zamandır özlenen güvenli bağlantıyı sağlayarak ülkenin jeo-ekonomik kaygılarını gidermesini umuyor. Hindistan’ın 2022’de Körfez bölgesi ile ikili ticareti yaklaşık 187 milyar dolara ulaştı.

Hindistan, AB’ye ihracatını artırmak için yeni rotalar ararken, Brüksel ile de bir serbest ticaret anlaşmasına varmak için görüşmeler yürütüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir